Göynük - Güliz Karaoğlan                  

Gezi Anıları İndex  ::

 

Yazı  : Güliz Karaoğlan

Zamanın değil, insanların geçtiği yer: Göynük

Her maceranın olduğu gibi yolculukların da birer hikayesi vardır. Bir yol hikayesi... Eğer seyahatinizi tatil anlayışıyla değil de merakla yönlendirirseniz bu maceranız güzel bir yol hikayesine dönüşebilir.
 Hele bir de yalnızsanız, yalnız kalmayı başarabildiyseniz, seyyah ruhunu kuşanıp düşün yollara, çünkü seyahat arzunuzu kamçılayacak şirin bir Osmanlı kasabasına götüreceğim sizi... Aslında benim hiç suçum yok, merakla başladı her şey. O heyecanın ve değişikliğin içinde saklı olduğu merak götürdü beni Göynük'e. Bu yöreyle ilgili çok fazla bilgim yoktu yollara düştüğümde, olmasını da pek arzulamadım açıkçası.. Adres tariflerinde "kime sorsan gösterir" atasözünden çıktım yola. 5 saatlik bir yolculuktan sonra vardım Göynük'e. Aslında kuş uçuşu İstanbul'la Ankara'nın tam ortasında, İstanbul'dan iki saat sürüyor. Otobüs güzergahı üzerindeki tüm köylere uğradığından dolayı yol birazcık uzuyor. Olsun bu da keşfetmenin bir yöntemi diyorum kendimi avutarak...

Şehirlerde hayat zaman üzerine kuruludur. Her şey hızla akar, yetişemezsiniz. Bir yerlere geç kalma endişesiyle geçer günler. Şimdi adını hatırlayamadığım bir şair çok güzel bir söz söylemiş: "Zaman geçmez heyhat geçen bizleriz." Evet Göynük'te insanlar geçiyor zaman değil, Göynük'te zaman 1900'lerde durmuş gibi... Bu zaman diliminde kalmış, 100-150 yıllık ahşap konakların zaman geçmediği için ayakta durduğu hissine kapılıyorum. Yerleştiğim konaktan fotoğraf makinemi alıp hemen bu büyüleyici güzellikleri fotoğraf karelerine hapsedebileceğimi düşünerek, düşüyorum yollara... Bir şehri gözlemenin en kolay ve en romantik yolu kalesine çıkmakmış derler, hemen kaleye tırmanmaya başlıyorum, konaktan bana eşlik eden Ayşe ile birlikte... Bu sırada Ayşe bana Göynük'le ilgili hikayeler anlatıyor. Aslında Zafer Kulesi daha önce Saat Kulesi'ymiş diyor. Hiç şaşırmıyorum. Saat durduktan bir süre sonra saati indirip adını Zafer Kulesi olarak değiştirmişler.

Rüzgar nazlı nazlı esiyor. Havada bir hüzün kokusu seziyorum, ara ara çocuk sesleri ve bisiklet sesleri duyuyorum. Ama bu dar sokaklarda, taş yollarda kimseyi göremiyorum. Tepeye çıktığımızda, zamanın durduğu kasaba ayaklarımızın altına uzanıyor. Osmanlı sarayının arka bahçesi derlermiş Göynük'e; çünkü sarayın tüm tavuk ihtiyacı buradan karşılanırmış. Göynük kozmopolit bir yapısı olmadığından dolayı yerleşik halk manavlardan oluşuyor. 3 bin kişinin yaşadığı ilçe göç almadığından dolayı herkes dost akraba. Bir de burada neredeyse hiç suç işlenmiyor.

Hatta ilçede avukat bile yok. Arada sırada kız kaçıran oluyormuş, işlenen en büyük suç bu. Bu da biraz hayırlı bir suç oluyor, diyor yaşlı bir amca gülerek. Hemen Fatih'in hocası Akşemseddin'in türbesine gidiyorum, onun neden burada yaşamak için ısrar ettiğini çok merak ediyorum. İnsanların bakışları hâlâ tertemiz, yüzlerde bir tebessüm var ve her gelen yabancıya bir "hoş geldiniz" deme mutluluğu... Akşam ince ince iniyor Göynük yamaçlarına telaşsız, sakin ve geniş bir zaman içinde. Önce sıcaklığını kaybediyor güneş, ardından Göynük evlerinin üzerine vuran ışıltısını. İnsan durup dururken buruk bir sevince boğuluyor, burada olmaktan mutluyum...

İslam'da gidilen yerlerde bilgeleşme ruhu esastır, bunu şiar edinerek düşmüştüm yollara, Evliya Çelebi'den bize kalan seyyahlık ruhuyla... Burada olmaktan mutluyum; ama Akşemseddin'in neden burada yaşadığını anlayarak dönüyorum İstanbul'a...
Henüz yeterince keşfedilmemiş ve gezi rotalarının içinde yeni yeni yer almaya başlayan Göynük, şehirden kaçma fırsatı hafta sonuyla sınırlı olanları, zamanın bilinmeyen bir diliminde bekliyor. Peki nasıl gideceğiz? Eğer otobüsle gitmek isterseniz Harem'den her gün sabah saat 10.00'da otobüs kalkıyor. Bu otobüs yolculuğu sizin için eğlenceli bir alternatif olabilir. Özel aracınızla gitmek isterseniz Adapazarı'na kadar gelip Dört yol'dan Bilecik-Eskişehir istikametine dönün. 28 km. sonra Geyve-Taraklı yol ayrımına gireceksiniz. Göynük artık size 60 km uzaklıkta.

Karnımız acıktı: Göynük mutfağının kendine özgü bir keş peyniri var ve bu peynirle daha önce hiç tatmadığınız özel bir mantı yiyebilirsiniz. Elde yapılan erişteler ve makarnalar da bu özel tatlar içinde. Ayrıca yörede yeni yeni yetiştirilmeye başlanan enginar da Göynük sofralarındaki yerini alıyor.

 

 

                          Lanse 2008 Copyright  design ghf