Şapinuva                  

Hititler ::

Boğazkale ::

Alacahöyük ::

Şapinuva ::

   

 

Prof. Dr.Aygül SÜEL - Dr. Mustafa SÜEL

" Efendim Güneşim'e ve Efendim Kraliçe'ye Söyle: Köleniz rahip şöyle der; 'Efendim Güneşim'in ve Efendim Kraliçe'nin huzurunda her şey iyi olsun ve Efendim Güneşim'i ve Kraliçe'yi tanrılar hayatta tutsunlar.Efendim Güneşim'e ve Kraliçe'ye sağlık, sıhhat, kudret, yaşam, kuvvet versinler ve onları korusunlar ."

Başlangıç kısmını verdiğimiz bu Ortaköy mektubundan da anlaşılacağı gibi, Ortaköy arşivlerinde yer alan Büyük Kral ve Kraliçe'ye gönderilmiş olan mektuplar, Şapinuva'da bir kral çiftinin hüküm sürdüğünü göstermektedir.  Büyük Kral, Başkent Şapinuva'dan Hitit devletini yönetirken, yanında kraliçenin de yer
aldığı ve bu kraliçenin de kendi yetki ve görevlerini Hitit devlet sistemi gereğince yerine getirdiği anlaşılmaktadır.

Ortaköy antik kentinin bulunması, büyük bir merakın, hayallerin, ümitlerin gerçekleşmesidir. Çağının en büyük devletlerinden birinin anayurdunda Boğazköy dışındaki bilinmezler oldukça fazladır. Cevap arayan pek çok soru vardır. Bunlar içerisinde, Hitit ülkesinin yol ağı nasıldır; yollar üzerindeki güvenlik, konaklama nasıldır; ekonomik sistem nasıl işlemektedir gibi yüzlerce soru bulunmaktadır. Eldeki yazılı kaynaklar Hitit uygarlığı hakkında pek çok bilgi edinmemizi sağlasa da öğrendiklerimiz, bulunmuş arşiv büyüklüğü ile kıyaslanırsa oldukça azdır; Hitit arşivlerinde birbirine benzer aynı konuda tekrar metinlere oldukça fazla sayıda rastlanmaktadır; o halde hedefimiz daha çok ve çeşitli arşivlere ulaşmak olmalıdır. Bu sayede bu büyük medeniyeti öğrenmekte, anlamakta başarılı olabiliriz. Bu konuda önümüzde en önemli iki nokta vardır. Bunlardan İlki yeni Hitit şehirlerinin gün yüzüne çıkarılması, ikincisi ise keşfedilen bu şehirlerde yeni arşivlere ulaşılmasıdır. Ortaköy Hitit kenti işte böyle bir düşünce sonucunda bir Arkeolog ve Hititolog çiftin beraber hazırladıkları proje ile çıkılan yolda keşfedilen bir dizi Hitit yerleşimlerinden biridir ve kabul etmek gerekir ki belki de en çarpıcı netice verenidir. Onların bir Hitit şehri bulma hayalleri gerçekleşecek, bu büyük şehir bulunarak bilim dünyasına kazandırılacaktır. Ortaköy antik şehri: ya da Hitit çağındaki adı ile "Şapinuva". Ortaköy Hitit şehri, oldukça büyük bir şehirdir.

Üzerinde bulunduğu platonun her yerini kapladığı gibi platoyu çevreleyen tepeler üzerine de yayılmış tır. Hititler bu bölgeye geldiklerinde  mevcut köylere yerleşmemişler, platonun üzerindeki araziyi teraslayıp düzelterek bu büyük şehri kurmuşlardır. Şehir, boyutlarıyla çağının en geniş ölçekli şehirlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.Etrafı yüksek tepelerle çevrili bir çöküntü vadisindeki teraslar üzerinde kurulmuş bu çok büyük şehrin kıt su imkanlarına ve bu ölçekteki bir şehri besleyecek tarım topraklarının azlığına rağmen - çağının bir metropolü olarak karşımıza çıkması nasıl olmuştur.

Yirminci yüzyılın  başlarında başlayan Hitit araştırmalarında bize çok önemli bilgiler sağlayan Boğazköy'den elde edilen arşivler, Şapinuva hakkında genel bilgiler dışında, çok geniş bilgiler vermemektedir. Bu yüzden de, Hurri kültüne yakın Hurri dinsel imajlarına sahip bu şehir Boğazköy-Hattuşa'nın uzak güneydoğusuna yerleştirilmeye çalışılmıştır. Ortaköy-Şapinuva'nın tarafımızdan yapılan identifikasyonu ise Anadolu'nun tarihi coğrafyasına yeni boyutlar getirmiştir. Bu bakımdan, yazılı belgelerde Şapinuva ile aynı coğrafi konumda bulunan birçok isim (Hanziva, Şahumişa, Dahaş-da, Kammama, Hutpa, Tata, Şapantalliya, Malazziya, Şup-piluliya, Şulupaşşi vb. gibi şehirler) de, bundan sonra Anadolu'nun kuzeydoğusunda aranacaktır. Kabul etmek gerekir ki Hitit dünyasındaki en önemli sosyal olgu dindir. Devlet teokratik bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla dini öneme sahip şehirler her zaman en Önemli olmuşlardır. Ortaköy belgelerinde, dini bir metin fragmanındaki İfadeden Şapinuva'nın iki fırtına tanrısı olduğunu öğreniyoruz. Neden Şapinuva'nın iki fırtına tanrısı vardır? İki fırtına tanrısının varlığı Huni/Hitit dünyasının bu şehirde beraberliği olabilir mi? Buna benzer bütün soruların cevaplarının zaman içinde kazılardan elde edilecek sonuçlar ile çözüleceği açıktır.Ancak açık olan bir diğer bir gerçek, bu iki fırtına tanrısı dışında, Şapinuva'mn dinsel öneminin her yönüyle öne çıkmasıdır. Hazalmuna, Lapaşunuva, Marşıma, Şarva, Tahanzi gibi tanrısal dağlar Şapınuva'ya aittir ve ülkenin her yanında bu kutsal dağlar için kurbanlar sunulmaktadır.Bilindiği gibi, antlaşmalar, akitler gibi karşılıklı taahhüt içeren işler, yemin tanrılarının şahitliğinde yapılmaktadır.

Taraflardan birisi eğer sözünü yerine getirmez ise, yemin tanrıları onu yok edeceklerdir. Boğazköy belgelerinde Şapinuva şehrinin
fırtına tanrısı, yemin tanrıları listelerinde Önemli bir yere sahiptir. Şapinuva'nm dinsel önemini daha bir çok örnekle pekiştirmek mümkündür.
Şapinuva tanrıları yanında daha bir çok şehrin tanrısına burada kurban töreni yapılmaktadır ve bu da bize Şapinuva'nın kutsallığının boyutlarım vermektedir. Hitit dini törenlerinin en önemlilerinden biri arma ile ilgili olanlardır.  Bunlar Hurri kökenli olup İtkalzi veîtgahi ritüelleri adı ile anılırlar.
 

Temizlenmek, arınmak için yapılan törenler olup, Hitit metinleri külliyatı  içerisinde çok eski bir geleneği temsil ederler. Bu arınma tabletleri çeşitli kopyalarla günümüze kadar gelmişlerdir. Bu tabletlerde belirtilen ritüeller din adamları denetiminde yapılıyor ve böylece arınılıyordu. Burada bizi esas ilgilendiren husus, itkalzi ritüel tabletlerindeki ifadedir. Bu ritüeller sırasında kullanılacak ve temizlemeyi sağlayacak malzeme sayıldıktan sonra ritüel töreninin Zithara şehrinde yerine getirildiği ve tabletlerin asıllarının Şapinuva'dan getirildiği belirtilmektedir. Buradan da anlaşılacağı gibi, bu çok önemli olan rimellerin Şapi-nuva kökenli olduğu gerçeğidir. Yukarıda kısaca belirttiğimiz örneklerden bu şehrin Hitit dini dünyasında ne derece önemli b ir yere sahip olduğu açıktır ve bu Şapinuva'yı böyle büyük bir kent yapan nedenlerin birincisidir. Şapinuva şehrinin dinsel anlamdaki önemi imparatorluğun sonuna kadar devam edecektir. IV. Tuthaliya döneminde, gerek Şapinuva tanrılarının yemin tanrıları olarak yaşatılması gerekse ritüel törenlerde kurban sunulmasına devam edilmesi bunu ispatlamakta- dır.Bu şehrin diğer bir özelliği tahkimli bir şehir oluşudur. Bu özellikte olan şehirler yalnızca sur duvarları ile değil, uygun coğrafi imkanları ve bu imkanları iyi kullanmaları ile bir askeri güç merkezi oluşlarıyla bu sınıfa girebilirler. Boğazköy metinlerinden de Şapinuva'nın tahkimati bir şehir olduğunu anlamaktayız.II. Murşili'ye ait bir metinde (M.Ö.13.y.y.) Kral: "İlkbahar olduğunda Hattuşa'dan dışarı gittim ve AN.TAH.ŞUMSAR bitkisini tanrıların huzuruna koydum. Şapinuva'dakİ birlikleri teftiş ettim ve orduma öncülük ettim" demektedir.

Bu anlatım bize bu şehrin düzenli askeri  birliklerin konakladığı askeri bir üs olduğu fikrini vermektedir.Arkeolojik verilerin ışığında Şapinuva'yı ve yakın çevresini ele aldığımızda burada askeri düzenlemelerin çağının çok ötesinde olduğunu görmekteyiz. Öncelikle şunu belirtmek gerekir; Şapinuva jeopolitik konumu ve uygun iklimi ile çok avantajlıdır. Kuzeyinde boydan boya uzanan Karadağ silsilesi, yüzeyi sık ormanlarla kaplı dik bir duvar gibi uzanmaktadır. Güneyinde ise Alan dağları, yüksek, dik bir diğer dağ silsilesidir. Dolayısıyla, Şapinuva bu iki dağ sırasının arasında, Çekerek nehrine hafif meyille inen bir plato üzerindedir. Şehir, yüksek dağların arasında, doğu yönü içinde çekerek nehrinin aktığı dar bir koridor halinde Yeşilırmak/Kelkit vadisine doğru uzanmaktadır.

Batı yönü ise, 5-10 km.lik bir boğaz olarak uzanıp, Alaca ovasına açılmaktadır.Görüldüğü gibi, doğu koridoru emniyete alınabilirse bu şehir tam tarifine uygun tahkimli bir şehir, hatta bir tahkimli bölge olarak karşımıza çıkmaktadır. Şehir çok korunaklı bir yere kurulmuştur. Şehrin yaygınlığına bakarak kalabalık bir nüfusa sahip olduğunu düşünmemiz gerekir. Doğuya doğru uzanan koridor üzerinde bir çok müstahkem mevkii ve ileri karakollar bulunmaktadır. Böylece 15-20 km ileriye uzanan bir emniyet şeridi oluşturulmuştur. Geride şehrin bulunduğu plato ve sırtını dayadığı tepeler üzerinde ise güçlü bir askeri varlık gözlenmektedir.Ayrıca, Orta Anadolu'nun sert iklim koşulları yanında burada mikro klima özellik gösteren bir iklim mevcuttur. Dolayısıyla şehrin doğuya doğru önünden uzanan bölge yumuşak kış şartlan ile iyi bir kışlaktır. II. Murşili devrine ait bir metindeki fal sorusunda; "Majesteleri  Şapinuva'da geceleyecektir. Ordu ise Hanziva'da" denilmektedir. Ordu için su, yatacak ve yiyecek imkanları olan bu yer, herhalde Şapinuva'dan çok uzak bir yer olmamalıdır. Şapinuva'dan doğuya doğru uzanan, içinde Türkiye'nin en verimli iki üç ovasının da yer aldığı koridor görünüşündeki topraklar Yeşilırmak/Kelkit vadisidir. Bu vadi, Karadeniz dağlarının güneyinde ve bu dağlara paralel bir doğu-batı koridorunun oluşumuna imkan tanımaktadır. Kabul etmek gerekir ki, burası Anadolu'nun en rahat ticaret yollarından biridir ve günümüzde de kullanılmaktadır. 93 harbi diye anılan 1878 Osmanlı-Rus Savaşından kaçan Kafkas-Erzurum-Kars muhacirlerinin de Anadolu içlerine sığınırken kullandıkları bu yol Şapinuva önünden geçmekte, Orta Anadolu'ya uzanmaktadır. Yüz yıllarca bu ticaret yolunun sağladığı imkanlarla nemalanan Şapinuva kenti büyümüş ve zenginleşmiş ve ayrıca doğudan Hurri bölgesiyle de yakın ilişki kurma kolaylığını kazanmış olmalıdır. Hititler kaderlerini tanrıların yönettiğini ve yaşamları süresince başlarına gelen tüm İyi ve körü olayların, hastalığın, yenilginin onlar tarafından verildiğini düşündüklerinden, onları hoşnut etmek bu maksatla çeşitli kurban sunmaya, onları bayram törenleriyle, dualarla anmaya gayret ederken, çeşitli fallarla da olaylar karşısında tanrıların isteklerini, kızgınlıklarını, yol göstericilikleri öğrenmeye çalışmışlardır.

Hastalıkların öğrenilmesi ve iyileşmenin sağlanması hep dinsel yol kullanılarak olmuştur. Fal çeşitlerinden birine başvurmak sonucunda kralın ya da kraliyet çiftinin siyasi, idari ve askeri
konularda yapacaklarını öğrenmek için fala başvurdukları görülmektedir.  Şagai (belirti/işaret) nin tespiti yoluyla olaylar sorgulanmaya çalışılmakta saray içi ve aile içi konular dahî bu yolla çözülmeye çalışılmaktadır. Çözüm yine dini olacaktır. Büyüler bozulacak, temizlenme törenleri yapılarak verilen sunularla hoşnutluk elde edilecektir. Hurrİce-Hititçe bir Boğazköy ritüelinde sunuda kullanılacak temiz su için Şapinuva' daki kaynaklar işaret edilmektedir. Şapinuva'dan temin edilecek 7 kap suyun 3 tanesi Şapinuva şehri ana kaynağından, 1 tanesi Şulupaşşi şehri ana kaynağından, 1 tanesi Şapinuva şehri, bağdaki kaynaktan, 1 tanesi X nehrinden ve 1 tanesi de Şapantalliya şehri nehrinden getirilmektedir. Boğazköy arşivindeki en önemli metinlerden biri olan Halpa kökenli Teşup ve Hepat kültünün yeniden düzenlenmesi ile ilgili belgede kültle ilgili malzemeleri teslim edecek şehirler belirtilmekte ve bu teslimlerden sorumlu ilgili kentler sayılmakta ve Şapinuva saray görevlilerine bir kentin sorumluluğu verilmektedir. Bu metinde Şapinuva şehrindeki sarayın insanlarından bahsedilmektedir. Ayrıca başka bir metinde yer alan bir yönetim belgesinde ki kadınlar listesinde de Şapinuva sarayının önemi belirtilmektedir.Şapinuva şehrinde bugüne kadar bulunan arşiv belgelerinde fal metinlerinin çok sayıda olması burada büyük kralın oturması sonucudur. Kraliyet yapacağı işler, alacağı kararlar için sık sık fala başvurmakta ve fal sonucu dikkate alınarak arınma/temizlenme, kurban sunma gibi eylemlere geçilmektedirler.

Mevcut Şapinuva arşivlerinde Taduhepa-Taşmişarri kraliyet çifti bu törenlerin odak noktasını oluşturmaktadır. Taşmişarri, III. Tuthaliya adıyla tahta çıkmıştır (M.Ö.H.y.y). Taduhepa, daha sonra oğlu  I. Şuppİluliuma döneminde de Tavananna yani egemen kraliçe olarak devlet yönetimine katılacaktır. Taşmİşarri/Ta-duhepa çifti temizlik rimellerini Şapinuva'da gerçekleştirmekte olmaları çift'in burada oturmaları ile ilgili çok önemli bir husustur.

Şapinuva arşivinde ele geçen mektuplardan pek çoğunun çeşitli şehirlerden kraliyet çiftine hitaben yazılmış olduklarım görmekteyiz. Ortaköy mektuplarında içinde ayrıca yalnızca büyük krala hitaben yazılan çok sayıda görevli mektubu bulunmaktadır. Büyük Kral tarafından Şapinuva'dan yazıldığı anlaşılan bir Masat mektubunda şöyle denilmektedir: "Bu tablet size ulaşınca, askerleri İşhupitta'dan acele sevk ediniz ve onlan iki gün içerisinde acele olarak Şapinuva 'ya majestemin huzuruna getiriniz".Şapinuva ile ilgili belki de en ilginç belge Boğazköy'de ele geçen tarihi bir belgedir. Bu metinde, Şapinuva şehrî ve ülkesi merkezi bir anlam taşımaktadır. Burada Şapinuva Ülkesi'ne ve Hatti Ülkesi'ne ait olan ordular söz konusudur. Oysa metnin kopyasında sadece Şapinuva'dan söz edilmektedir. Bu hususu
Şapinuva'ın başkentlik yapması ile açıklayabiliriz.Başkent sözcüğü  ancak modem çağda bildiğimiz, günlük hayatta kullandığımız, standart anlamına kavuşmuştur. Tarih içinde ise başkent; kralın ikamet ettiği hem dini hem siyasi hem idari hem de askeri olarak iradesini kullandığı, devleti sevk ve idare ettiği şehirdir. Hitit tarihi gibi uzun bir süreçte  başkentlik görevi bir çok kere yer değiştirmiştir. Kuşşara, Neşa, Hattuşa, Tarhuntaşşa şehirleri gibi Şapinuva'da kralın ikameti görevini üstlenmiş bir şehirdir. Bu yer değiştirmeler çeşitli nedenlerle olmaktadır. Hitit tarihini incelediğimiz zaman, Gaşka baskıları, iç karışıklıklar, salgın hastalıklar, taht kavgaları gibi bir kısım sebepler ile bu yer  değiştirmelerin izahı mümkün olabilmektedir. Arkeolojik verilere baktığımız zaman Şapinuva'ın başkent olarak göreve başlaması ve bunun hazırlıkları ile birlikte önemli imar faaliyetlerine başlandığı görülmektedir. Ortaköy belgelerinde yapılacak inşaatlar için çevre kentlerden askerler istendiğini okumaktayız.

Örneğin: "Apalla bir marangoz gönderdi. İşte bak! 370 askeri Zallara'dan getirdi ve onları mabetlere yerleştirdik"; aynı şekilde Hanhana'dan 600, Zithara'dan 400 askerin gönderildiğini de bu tabletlerden ögrenmekteyiz. Şapinuva'daki arkeolojik kazı çalışmaları bu imar faaliyetlerini onaylar  neticeler vermektedir. Örneğin: 'A' binasının inşaatına karar verilince buradaki mütevazı Hitit Çağı yapıları yıkılmış ve bu alanın düzenlenmesinden sonra ana kütlesi 2500 m2 ye oturan yapının inşaatına başlanılmıştır.

Bu yapının 2 m. kalınlığındaki kiklopiyen temel duvarları bugün ayaktadır. Yapıdaki mühendislik hesaplamalarında monumental yapılarda binanın esnemesi için en fazla 25 m. de görülmesi gereken dilitasyon dahi bulunmaktadır. 25 m. eninde ve doğu- batı yönünde 100 m. uzunluktaki yapının temelleri hiç bozulmadan ve dağılmadan günümüze gelebilmiştir. Üstelik bu yapının doğu kanadının tamamı 5 m. yüksekliğinde bir dolgunun üzerine oturmuştur. İnşaat mühendisliğinde tam bir reform olan ve bugün kullanılan metotlara benzeyen, bina ağırlığının sağlam zemine aktarılmasını esas alan bu çalışmalar Hitİtli ustaların bilgi ve becerilerine bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Şapinuva yapılarının inşaatında dolgu çokça kullanılmıştır. Monumental binaları teraziye almak, eski bina enkazlarını kapatmak, taç noktaları yaratmak için bazen metreleri bulan, kil, kil+taş, kil+blokaj, kil+tarım topraği+ iri dere çakılı gibi malzemeler dolguda basan ile kullanılmışlardır.' C' Binası kapı girişinde topluca bulunan mızrak uçlarından biri. Üzerinde çivi yazısı ile 'Büyük Kral' yazmaktadır.'A' binası yalnız Şapinuva için değil Anadolu ölçeğinde anıt bir binadır. Kendine özgü simetrik bir plana  sahiptir. En az bodrum katı dışında iki kata sahip olduğu anlaşılmaktadır. Hitit çağma ait en zengin tablet arşivlerinden biri bu yapıda karşımıza çıkmış bulunmaktadır. Çevresi bir koruma duvarı ile çevrili ve bu duvar üzerinde yer alan kuleleri, sandık tipi sur duvar gövdesi  Boğazköy surları ile hemen hemen aynı ölçülere sahiptir. Bu yapının 150 m. kadar doğusunda 'B' binası adı verilen bir diğer monumental yapı açığa çıkarılmıştır. Bu yapıda kiklopiyen  temellerin üzerinde her 1.20 m. de bir dikme izleri ve 1.5 m. yüksekliğinde kerpiç duvarlar izlenmektedir. Bu bina 1250 m2 oturum alanına sahip tek katlı, kare planlı iç bölme duvarları fazla olmayan depo görünümünde bir yapıdır. Bu binanın dikkati çeken özelliklerden biri kapı girişinde karşımıza çıkan, titizlikle döşenmiş çakıl kaplı bir giriş holüdür, buraya açılan başka bir çift kapı ile yük arabalarını tatlı bir rampadan içeri kadar sokarak bu zarif görünüşlü döşemenin üstüne aldıkları anlaşılmaktadır. Bina içinde tahıl ve sıvı . koymak maksadıyla yerleştirilmiş ellinin üzerinde büyük Ölçekli pıthoslann yanında kumaş ve maden koymakta kullanıldığını düşündüğümüz magazinler de bulunmaktadır. Binanın kapı girişinde solda, giriş holüne bakan bir odada duvar dibinde belli ki duvardaki bir raftan dökülen ve kuvvetle yanmış tabletler bulunmuştur.

Yukarıda anlattığımız her iki yapının bulunduğu düzlük oldukça geniştir. Biz bu düzlüğü şehrin üst terası olarak yorumluyoruz. Anıtsal bir çok binanın şehir akropolü olarak değerlendirebileceğimiz bu teras  üzerinde olduğunu düşünüyoruz.Bu maksatla yapılan araştırmalar bizi üçüncü ve dördüncü binalara götürmüştür. Daha güneyde teras kenarında
yer alan bu binalar 'C ve 'D' binalarıdır. Her iki yapının da dini maksatla  inşa edildikleri anlaşılmaktadır.'C binası arazi düzenlemek maksadı ile iş makinelerince ağır bir şekilde tahrip edilmiştir.

Avluda bulunan iki adet sunak, binanın içine doğru uzanan sonradan kapatılan bir kanal, içinde bir tören salonu ve bu salonda bir sunak ve yanındaki bir adytonu ile dini yapı olarak inşa edildiği anlaşılmaktadır, Bu binada kapı yanında topluca bulunan mızrak ve baltalar üzerinde çivi yazısı ile yazılmış "Büyük Kral" ifadesi binanın krali bir komplekse bağlılığını akla getirmektedir. Ayrıca burada, adytonda bulunan bir mühür kalıbı üzerinde hiyeroglif yazılı "Büyük Kral Tuthaliya ve Taduhepa" isimleri bîr krali kompleksin varlığını göstermekte ve burada yaşayan kralın, krali çiftin ismini bize vermektedir. Ayrıca yine bu adytonda bulunan, arka tarafından şualar çıkan taş balta Hitit dünyasının yalnızca kabartmalardan tanıdığı fevkalade nadide bir eserdir.'C binasının hemen yakınında bulunan diğer bir bina ise'D' binası olarak adlandırılmıştır. Dini bir yapıdır. Girişte karşılıklı iki ortostattan soldaki Tanrı Teşup'a aittir. Tanrı silahlarını kuşanmış ve sol eliyle bir mızrağa  dayanmış olarak yapıya gelenleri karşılamaktadır. Giriş holünde bulunan bir arınma havuzu ve adytonda bir seki üzerinde bulunan son derece ünik sunuları ile burası da Hitit sanat ve tarihini tanımamıza yardımcı olmaktadır. Bu yapı, üzerlerinde çivi yazısı ile yazılmış "Büyük Kral" yazısı bulunan  bronz baltalar ve mızrak uçları, bir bronz zırh ve bir bronz miğfer buluntuları ve bir odanın duvarlarının birleşme yerine vurulan kraliyet mühür baskılan ile son derece ilginç bilgilere ulaşmamızı sağlamıştır. Burada balta ve mızrak uçlarında bulunan Büyük Kral yazısı burasının da krali bir kompleks içinde yer alan dini bir yapı olduğunu bize anlatmaktadır. Bu monu mental yapıların da içinde yer aldığı bölgeyi çeviren sur duvarlarının, açığa çıkarılan 75 m.lik bir bölümü de tespit edilmiş ve D binası gibi, çatı ile koruma altına alınmıştır. Ancak, küçük bir kısmı araştırılan bu büyük terasın  dışında da şehir derin sel yarıklarıyla bölünmüş halde yayılmaktadır. Ana terasın kuzeyinde böyle derin sel yarığının karşı tarafında ve kuzeyinde keşfedilen Ağılönü mevkiinde yapılan kazılar da son derece önemli  buluntular vermiştir. Burada, öncelikle bir sokak ve bu sokak üzerinde dükkanlar/ işlikler gün yüzüne çıkarılmış ve koruma altına alınmıştır. Ayrıca, bu bölgede halen devam eden kazı çalışmaları ile dinsel/ törensel bir alan olduğu düşünülen anıtsal görünüşlü, büyük bir taş döşem  açığa çıkarılmaktadır.Ortaköy-Şapinuva kazılarında mimari kalıntıların yanı sıra metal, seramik, taş vb. gibi önemli ve bir çoğu nadide küçük buluntular ele geçmiştir. Ayrıca çivi yazılı tablet ve tablet parçalan da açığa çıkarılmıştır. Şu ana kadar ele geçen tabletlerin büyük bir kısmı Orta Hitit dönemine (M.Ö.14. y.y.) tarihlenmiştir. Şapinuva Hitit Şehrinin Büyük Kral II. Mursili tarafından da kullanıldığını Boğazköy metinlerinden bilmekteyiz. Ortaköy-Şapinuva'da bulunan II. Mursili'nin prensine ait bir mühür baskısı bunu desteklemektedir. Bu da 9 km2 alana yayılan Şapinuva Hİtit Şehri'nin sadece Orta Hitit döneminde değil, uzun bir zaman iskan edildiğini göstermektedir.Bugün için bu çivi yazılı Ortaköy  Arşivi, Anadolu'nun Hitit çağma ait keşfedilen, Boğazköy'den sonra ikinci büyük arşividir. Ele geçen 4 bine yakın tablet ve tablet parçaları çeşitli dillerde yazılmış ve çeşitli konulan içermektedir.

Bu arşivlerde ele geçen tabletler ve tablet parçalan Hititçe, Hurrice,  Hattice, Akatça gibi çeşitli dillerde yazılmıştır. İdari, dini, fal gibi çeşitli konulardaki tabletler, bir kraliyet arşivi ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Hitit Büyük Kralının burada oturması ve devleti buradan idare etmesi, ele geçen bu devlet arşivlerindeki belgelerle çok Önemli bilgilere ulaşmamız şansını bize kazandırmıştır. Şapinuva kazıları Hitit tarih ve coğrafyasını tanımamıza yardımcı olduğu gibi, üçte biri Hurrice olan arşivi ile Eski Anadolu tarihini tanımamıza yardımcı olmaktadır. Bu ölçüde büyük bir şehirde 10 yılı aşkın kazı  çalışmaları son derece azdır. Yapılar anıtsal olup gerek ana binaları gerekse hizmet binaları, avluları koruma duvarları ile çok geniş alanları kaplamaktadır.Ortaköy kazısını yönetenler buradan elde  edilen bilgiler yanında, aynı zamanda bu şehri bir kültür mirası olarak koruma altına almaya çalışmaktadırlar. Bir çok bina hafif çelik konstrüksiyon altına alınarak korunmaktadır. Ortaköy-Şapİnuva'nın değerlerinin birer turizm altyapısı oluşturulmak üzere hazırlanmasını esas alan bir proje hazırlanmış olup, bu projenin hayata geçirilmesi maksadı ile kaynak yaratılmaya çalışılmaktadır.Gezinti alanlarının düzenlenmesi, koruma, iyileştirme ve restorasyon yanında sunum ile ilgili tedbirler, bilgi köşeleri, rekreatif maksatlı düzenlemeler  yapılacak işlerin bazılarıdır.

Ortaköy bütünüyle ele aldığımızda kirlenmemiş doğası, doğal güzellikleri, endemik bitki örtüsü ile son derece ilginçtir. Bütün bu değerler bir araya getirilerek hazırlanan  turizm altyapı projesi mutlaka hayata geçirilmeli ve Ortaköy mutlaka bir yerel müzeye sahip olmalıdır. Bu şehirde yapılacak kazılar çok uzun yıllar sürecektir. Çalışmalar sonucunda Anadolu'nun tarihinin tanınmasında çok önemli bilgilere ulaşacağımız bir gerçektir. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi, bugün Şapinuva kentinde elde ettiğimiz arşiv belgeleri son derece azdır. Hitit çağında  yazılı kaynaklar sadece kamu yapılarında karşımıza çıkmaktadır.

Bulunacak saraylar, tapmaklar, askeri binalar vb. gibi değişik fonksiyonlara sahip yapılardan binlerce farklı konulan işleyen yazılı belgeye ulaşmamız mümkün olacaktır.Burada çalışmalar
tamamen tarım toprakları kamulaştırılarak yapılabilmektedir.Bu ise zaten kıt topraklara sahip halkın bu topraklan kaybetmesi demektir. Bu dikkate alınarak bu güne kadar mümkün olduğunca ihtiyaç duyulan kadar kamulaştırma yapma politikası uygulanmıştır. İleride de bu politika dikkate alınmalı, ayrıca bölgede eski eser kaçakçılığının başlıca nedeni olan fakirliğin, bilgisizliğin ortadan kaldırılması maksadı ile bir turizm alt yapısı  oluşturulmalıdır. Ayrıca, burada son derece geniş bir araştırma merkezi oluşturulmalıdır. Şapinuva kazıları yalnızca bir Ören yerinde yapılan araştırmalar değildir. Hitit ve Hurri tarihinin kesiştiği görülen bu bölgede yürütülecek çalışmalar uzun vadede planlanmalı ve kazı ekibinin sadece kendi yarattıkları imkanlarla kurdukları bir kazı evi yerine sağlam  altyapısı bulunan bir araştırma merkezini acilen kurma yoluna gidilmelidir.

 

 

                          Lanse 2008 Copyright  design ghf